Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı Beyaz Salon’da düzenlediği “Cumhurbaşkanlığı’nda 100 Gün” başlıklı basın toplantısında yaptığı açıklamada “Bu 5 yıllık dönemi Kıbrıs Türk Halkı için yeniden doğuş dönemi olarak planlıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı Beyaz Salon’da düzenlediği “Cumhurbaşkanlığı’nda 100 Gün” başlıklı basın toplantısında, Kıbrıs sorununa ilişkin yürütülen temaslar, güven yaratıcı önlemler, müzakere metodolojisi ve son üç aylık süreçte gelinen aşamayı ayrıntılarıyla anlattı.
Erhürman, Cumhurbaşkanlığı makamının yalnızca doğrudan yetkili olduğu alanlarla sınırlı olmadığını, yetkisi bulunmayan konularda da koordinasyon görevi üstlenen bir makam olduğunu vurgulayarak, seçim sürecinde verilen “ilk 100 gün” taahhütlerine değindi.
“Cumhurbaşkanlığı yalnızca yetkili olduğu alanlarla sınırlı bir makam değildir”
Erhürman, Cumhurbaşkanlığı’nın doğrudan yetkili olmadığı alanlarda da koordinasyon rolü bulunduğunu belirterek, seçim sürecinde kamuoyuna açıkladıkları ilk 100 gün programı kapsamında çalışma gruplarının oluşturulacağını ve bu grupların faaliyete başlayacağını ifade etti. Bu çalışma gruplarına “çalışma birimleri” adını verdiklerini söyleyen Erhürman, bu başlıkların basın toplantısının dördüncü bölümünde ayrıntılı şekilde yer aldığını kaydetti.
“Kıbrıs sorununda süreci değerlendirmek için nereden devraldığımızı hatırlamak gerekir”
Kıbrıs sorununa ilişkin mevcut durumu değerlendiren Erhürman, geride kalan beş yıllık dönemde sürecin en önemli başlıklarının Cenevre ve New York’ta yapılan ve “5+1 formatında” gerçekleşen gayriresmi görüşmeler olduğunu anımsattı. Bu görüşmelerde resmi bir müzakere sürecinin bulunmadığını vurgulayan Erhürman, seçim döneminden önce de bu formatla ilgili eleştirilerini açıkça dile getirdiğini hatırlattı.
Erhürman, güven yaratıcı önlemler kapsamındaki konuların 5+1 düzeyinde ele alınmasının anlamlı olmadığını, bu konular için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve üç garantör ülkenin masada olmasının gerekli olmadığını ifade etti.
“5+1 toplantılarından sonuç çıkmadan kalkılması prestij kaybına yol açıyor”
Beş artı bir toplantıların çok üst düzey toplantılar olduğunu belirten Erhürman, bu tür toplantılardan somut sonuçlar elde edilmeden masadan kalkılmasının hem Birleşmiş Milletler hem garantör ülkeler hem de iki lider açısından olumlu sonuçlar doğurmadığını söyledi.
Göreve geldikleri ilk günden itibaren bu yaklaşımı benimsediklerini vurgulayan Erhürman, Lefkoşa’da güven yaratıcı önlemler konusunda belirli sonuçlar elde edilmeden 5+1 toplantılarına gidilmesinin doğru olmadığını dile getirdi.
“İlk toplantıda dört maddelik metodoloji ve on maddelik yeni güven yaratıcı önlem paketi sunduk”
Erhürman, Birleşmiş Milletler gözetiminde iki lider arasında yapılan üç toplantının ilkinde, daha önce açıkladıkları dört maddelik metodoloji önerisini ve buna ek olarak on maddelik yeni güven yaratıcı önlemler paketini masaya koyduklarını söyledi.
Bu öneriler arasında, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin birlikte ziyaret edilmesi, Hellim’in tescili sürecinin tamamlanması, Metehan Sınır Kapısı’ndaki sıkışıklığın azaltılması, Bostancı ve Derinya kapılarında seyrüsefer uygulamalarının hayata geçirilmesi gibi başlıkların yer aldığını anımsattı.
Erhürman, Metehan’daki kulübe sayısının yediye çıkarıldığını ancak ara bölgedeki yol yapımının tamamlanmaması nedeniyle uygulamanın tam olarak devreye girmediğini, Derinya ve Bostancı’daki seyrüsefer düzenlemelerinin ise henüz başlatılmadığını belirtti. Hellim konusunda imzalanması gereken sözleşmenin de hâlâ imzalanmadığını kaydetti.
“Güven yaratıcı önlemlerde ilerleme sağlanmadan 5+1 toplanmayacak”
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisinin, güven yaratıcı önlemlerde mesafe kaydedilmedikçe 5+1 toplantısının yapılmayacağı yönündeki açıklamasının, kendi seçim öncesinden beri savundukları görüşle örtüştüğünü söyleyen Erhürman, nihai hedeflerinin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu vurguladı.
Crans-Montana’dan bu yana sekiz yılı aşkın süredir anlamlı bir müzakere sürecinin yaşanmadığını ifade eden Erhürman, güveni olumsuz etkileyen bazı gelişmelerin de süreci zorlaştırdığını dile getirdi.
“Çözüme uygun bir atmosfer yaratılmadan ilerleme mümkün değil”
Birleşmiş Milletler raporlarına da atıfta bulunan Erhürman, çözüm için öncelikle uygun bir atmosfer yaratılması gerektiğini belirtti. Güven yaratıcı önlemlerde dahi ilerleme sağlanamamasının sürecin tıkanmasına neden olduğunu ifade eden Erhürman, dört maddelik önerilerin dahi tam anlamıyla hayata geçirilemediğini söyledi.
Erhürman, siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık konularında içerikten ziyade ilkesel ve metodolojik bir yaklaşım benimsediklerini, seçim öncesinden bu yana müzakere usulünün baştan netleştirilmesi gerektiğini savunduklarını dile getirdi.
“Hayal kırıklığı içinde değilim, süreç zaman alacaktır”
Gelinen noktada arzu edilen aşamada olunmadığını ancak buna rağmen hayal kırıklığı ya da moral bozukluğu yaşamadığını ifade eden Erhürman, sekiz yıllık durgunluk döneminin ardından sürecin yeniden hareketlenmesinin zaman alacağını söyledi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği dönem başkanlığını yürüttüğü ve yaklaşan seçim sürecinin de etkili olduğu bir dönemde olunduğuna dikkat çeken Erhürman, tüm zorluklara rağmen masada olmaya devam edeceklerini vurguladı.





